• şehirlerden adam yapmak

    1.
    jetonum bitmese geri dönüp son bir şey daha söylemek için tekrar arardım, uzun zamandır parasızdım ama bir şekilde karnım doyuyor çöplerden çıkardıklarım onlarca kediyle birlikte ziyafet çekmemize yetiyordu. 5 aydır sokaklardayım daha önce nerdeydim hatırlamıyorum aslında ben hayatımın sadece son 5 ayını hatırlıyorum sokakta uyandım kar yağıyordu ama sıcaktı dizlerimi karnıma çekmiş ayaklarıma sarılmıştım üşüdüğümden değil sanki anne karnındaydım. önceden neredeydim kimdim bilmiyorum hatırladığım tek şey sokakta uyandığım belkide ben önceden yoktum bir anneden doğmadım, bir anda bu sokakta belirdim. belki tanrı beni kedilerle birlikte çöpleri karıştırayım diye bi anda bu şekilde yarattı buraya bıraktı beni.

    iyi ama konuşmayı düşünmeyi bunca şeyi nerden öğrendim belliki önceden de vardım. hafızamı kaybetmişsem falan belki ondan biliyorum konuşmayı, belkide tanrı full paket program yarattı beni. bilmiyorum, tek bildiğim sokakta uyandığım. 5 aydır burayı terketmedim nereye gideceğimi bilmiyorum esasında korkuyorum, bu sokak doğurmuş sanki beni, ilk bu çöp kutusundan emzirmişim, kediler kardeşlerimmiş, sokaktaki tabelalar gelip geçen binlerce insan hepsi bir evin içindeki eşyalar gibi. kokuyorum diye kimse benimle konuşmaz, bazen öylece kaldırımın kenarında oturmuşken önüme bozukluk paralar atarlar. bir sürü topladım ama hiç bir zaman bişey satın almadım. bir türlü bir şeye ihtiyacım olmadı. 5 aydır hiç bir şey istemedi canım. ayakkabısızlığa öyle alıştım ki asfaltı kaldırımı hissetmek çok hoşuma gidiyor. daha önce hiç ayakkabım oldu mu acaba. hiç bir şeye ihtiyacım olmadı taa ki o güne kadar.

    ben henüz 3 aylıkken -sokak yaşımdan bahsediyorum- çöpten topladıklarımla sokağın güneşli köşesinde kahvaltı yaparken gazete kağıdında bir resim gördüm bana çok benzeyen traşlı giyimli bir adam altında da ünlü oyuncu 3 aydır kayıp yazıyordu. hayatım altüst oldu o an bu lavuk ben miyim acaba diye sıkıntıya düştüm. parkeden araçlardan kendi suratıma bakıp bu ben değilimdir diye defalarca baktım burnumun kenarında ve sol yanağımda iki ben var resimdeki lavuğunkilerde aynı yerde gülüşümde aynı delirecektim neredeyse.

    bütün dünyam yerle bir olmuştu, artık sokakta çöpten bulduğum bereyi ve gözlüğü takmaya başladım ya biri beni tanırda polise ihbar ederse diye korkuyordum. ben sokakta doğduğuma daha doğrusu belirdiğime inanıyordum öyle huzurluydumki anne karnında gibiydim çöplük bana her şeyi veriyordu hergün başka bir süprizle doluyordu hiç bir ihtiyacım yoktu onlarca kedim vardı hiç bir sorunum yoktu üstelik tanrı beni bir anda böylece yaratıp bu sokağa göndermişti bana bir çöplük vermişti herşeyim tastamamdı. şimdi bir anda karşıma çıkan bu resim bu ben kılıklı adam...

    iki ay boyunca çok sıkıntı çektim yüzümü insanlardan gizleyerek yaşadım daha sonra dayanamadım gazetedeki numarayı aramak istedim. eğer o adam gerçekten bensem şuan beni arayan bir ailem olabilir diye düşündüm. yaşadığımı bilmelerimi gerek yoksa öldüğümü düşünmeleri daha mı iyi bilemedim. büfeden jeton alıp sokaktaki ankesörlü telefondan numarayı çevirdim.

    -sabah gazetesi ihbar hattı.

    -alo.

    -buyrun beyefendi.

    -kaybolan ünlü oyuncu için aramıştım.

    -ferit utku mu?

    -evet onun için.

    -evet anlatın dinliyorum bir bilginiz var mı onun hakkında?

    -önce sormak istediğim bazı şeyler var.

    -tabi buyrun.

    -bu adamın bir ailesi var mıydı?

    -bildiğim kadarıyla bir sevgilisi var sadece evli değildi.

    -peki adamı seviyor muydu o kadın.

    -nasıl anlamadım.

    -adamı seviyor muydu?

    -beyfendi lütfen beni oyalamayın bi bilginiz yoksa lütfen meşgul etmeyin bizimde işimiz gücümüz var yüzlerce gereksiz ihbar alıyoruz yormayın bizi lütfen bir bilginiz var mı kayıp şahısla ilgili?

    -....

    telefonu kapattığımda nasıl rahatladığımı anlatamam çocuğum yok karım yok. sadece sevgili, sevgili dediğin nedir ki çoktan beni unutup başkasını bulmuştur bile zaten artık ben bambaşka biriyim evim sokak adım hiç kimse. burda belirdim ben, tanrı beni bu sokağa gönderdi burda varoldum ben.

    jetonum bitmese dönüp son bir şey daha söylemek için tekrar arardım, uzun zamandır parasızdım ama bir şekilde karnım doyuyor.
    -2 ... the fool
  • gölgeler dile gelse

    1.
    gölgeler ordalar sürekli bir takipte,
    sessiz ve görünmez iş üstünde tetikte,
    izleyip dururlar karanlıklar içinde,
    çok şey bilirler onca bilinmezlikte,

    gölgeler dile gelse
    acaba ne söylerler

    kovuklarından çıkıp konuşsa bazıları,
    cesaretle anlatsa gölge oyunlarını,
    bin yıllardır dehlizlerde sakladıklarını,
    böylece verebilirdim onlara taşın sırrını.
    ... the fool
  • oswald cobblepot

    4.
    gotham daki oswald karakteri ayrı bi harika onu canlandıran oyuncu robin lord taylor ise bence sinema ve tv tarihinin en muazzam performansını sergilemiş durumda. diziyi sırf oswald cobblepot karakteri için izliyordum.

    ezik kindar çirkef ama öyle gariban öyle prensipli ve sempatik ki adam izleyiciyle hatta herkesle bağ kurabiliyor aşırı duygusal bi o kadar acımasız intikamını alabilmek için öyle bi sabreder ve öyle bi zamanda darbeyi indirirki çok acayip çok fena bu oswald onu diziden çıkar gotham 5 para etmez bütün senaryoyu o taşıyor efsane bi karakter efsane bi oyunculuk saçı başı dişleri öfkelenmesi falan ahahah jokerden falan daha sağlam daha kurnaz bir karakter en azından gotham dizisinde sağlam bi penguin karekteri ortaya koymuşlar.
    ... the fool
  • neden oy kullanmam ve kullanmayacağım

    4.
    halkın sağduyusuna öyle güveniyorumki kimi seçseler bana uyar. üstelik bu vatanın evladı olan yönetici adaylarının hepsininde seçildikleri taktirde ne yapacakları cidden tartışma konusu ben onların hiç birine güvenemiyorum. güç ve iktidar sahibi olunca sapıtabiliyor herkes. yani seçmene güveniyorum ama seçilmek için aday olanlara zerre güvenmiyorum dolayısıylada oy kullanmak benim açımdan rus ruleti oynamak gibi bir şey üstelik tabanca başkasının kafasına doğrultulmuşken.
    1 ... the fool
  • keşfedilmesi beklenen teknolojiler

    1.
    en çok beklediğim teknoloji nanoteknolojik uyku şeysi, derimin altına bi çip yerleştirsinler ense köküme falan sinir sisteminemi ne uyku lobuna falan bağlı olsun telefonumdaki uygulamadan ayarlıyım 2 dk sonra uyku moduna geç sabahta 8de zımba gibi uyan diye onu ayarlıyım. kurtulayım şu uykusuz gecelerden kış uykusu moduda olsun amk kışın full metal uyuyayım.
    ... the fool
  • deniz kızıyla rakı balık yapmak

    1.
    siz şimdi deniz kızını bi çeşit balık zannediyorsunuzdur, ama öyle değil işte nasılki erkekler darvinin evrim teorisine göre topraktan yani maymundan geldi, öyleki kadınlarda sudan yani deniz kızından evrimleşti lan bi tek benim mi aklıma geldi bu illaki biri düşünüp yazmıştır. mevzu o değil zaten deniz kızıyla tinderden eşleşip meyhaneye rakı balık yapmaya düştüğünüzü hayal edin. belden aşağısı levrek hatunun üstelik vejetaryen yosunla besleniyor haliçte falan ne anlatıyorum lan ben.
    1 ... the fool
  • aşık olmak yasak olsa

    1.
    baya baya tck'da, anayasada falan şöyle bi madde olsa "karşı cinse karşı aşırı derecede anarşist duygular beslemek ve çeşitli yollarla bu hisleri yansıtmak, dile getirmek, ima etmek kati suretle yasaktır. ağır suçlar kapsamında değerlendirilip 8 yıldan başlayıp ağırlaştırılmış müebbete kadar yolu var ebenizi sikerler falan gibisinden bi yasa olsa yinede sevebilirmiydik acaba.

    ulan aslında aşk dediğimiz olay baya bi psikolojik bi rahatsızlık kızamık geçirmek gibi bazen travma boyutlarına ulaşanlarıda var yani cidden sıkıntılı bi olay her boku kısıtlayan toplum şuna bir önlem alalım dememiş amk. insan çok yaralanıyor böyle şeylerde tamam, öldürmeyen darbe güçlendirir de, güçlendikçede kalbimiz falan katılaşıyor biraz insanlığımızı kaybediyoruz sanki insan dediğin biraz zayıf olmalı hayvan değiliz sonuçta. hayır bide aşk yasaklansa karaborsaya düşer torbacısı, müptezeli, narkotiği, karteli, colombialısı mınısikim.
    2 ... the fool
  • kaybolup gitmek

    5.
    insan kaybolduğu yerden yaralanır mı lan, en son nerde gülmüştüm acaba, aklım hep kendimde, eskiden başka biriydim ben. eninde sonunda bi başına kalıyor insan, şimdiki ben'e o kadar yabancıyım ki, başkasının bedenine hapsolmuşçasına rahatsız, bir zamanlarki halime özlem duyan, içten içe buruk, bıkkın, umutsuz, kayıp, sürgün gitmiş biri gibiyim.

    özbenliğim bana siktir çekmişte, adam olmaz bundan diyip kendimi terketmiş gibiyim. bir yanım diğer yanıma acıyor, bir yanım diğer yanıma hayran, bi yanım diğer yanıma muhtaç. inanmayacaksınız ama beş para etmez birini o kadar çok sevdiğimi sandım ki ortadan ikiye bölündüm sonunda. öyle hızlı seviyordum ki virajı alamayıp bariyerlere çarptım, çok fena yoldan çıktım, manzaram felaket dağıldı, kırılan kaburgalarım kalplerime ciğerlerime saplandı. işte o kazada şuurumu kaybettim gibi bir şey oldu, karakterimmi bozuldu, kişiliğimmi bloke oldu, benliğimmi yitti, beni ben yapan şeylerim mi ezildi ne oldu bilmiyorum ama ben o kazadan sakat çıktım galiba umutlu idealist taraflarım felç kaldı sanki.

    ben tanıyorum kendimi mesela pokerden biliyorum öyle sabırsızımki şansa, olasıklara, hesaplara falan kafa yoran biri değilim. benim kazanmaktan anladığım sadece yaşamak. her elde rest çekerim düşünmem pek zaten çoğunda da kaybederim elime güvendiğimden yada hırsımdan değil acelem. doğduğumda yaydan çıkan ok gibi fırlatılmışım hayata durmak istemiyorum asla hiç bir şeyin beni durdurmasınada izin vermiyorum. riskleri pek umursamıyorum olay bir şeye saplanmak değil delip geçmek istiyorum hayatı.

    sandımki yaşamı anlarsam ölümüde anlayacağım, meğer yaşamı anlamak ölümle yaşam arasındaki farkı bilmediğimi öğretiyormuş sadece. insan nerde başlar nerde biter hiç düşündünüz mü, ağacın toprakla ve gökyüzüyle olan ilişkisinin sınırlarını çizebilir misiniz? atmosferi soluyan ciğerlerimde ne garip fikirler birikmiş bir bilseniz. daha bu sabah düştüğüm şeye bak, ulan acaba ölünce herşey başa sarıyor olabilir mi bi şarkıyı bi filmi başa sarıp tekrar oynatmak gibi bi şeyse ya ölüm. ya cennet dedikleri sadece iyi anıları hatırlamak baştan yaşayıp durmak, cehennem de kötü anıların pişmanlıkların olduğu sahnelerden oluşan iğrenç bir yerse full metal melankolik umutsuz bunalımlar falan ıyyy.

    merhaba, kaybolup gitmek, belki öldüm, belki öyle huzur içindeyimdirki boğuluyorumdur. hiç bir dalına tutunamadan kayıp gittim sanki şu hayattan, bir ölüyü anımsatan konuşmalar yapmazsam eğer yaşadığıma kim inanabilir.
    1 ... the fool
  • ay güneşten daha güzel

    9.
    güneşe bakmaya ne kadar dayanabilirsinki ayla mukayese edebiliyorsun, ay güzeldir lakin ışıltısını güneşten alır. güneş için güzel diyemeyiz belki ama bütün güzellikleri aydınlatan görünür kılan da odur.
    -1 ... the fool
  • sözlük yazarlarının söylemek istedikleri

    17411.
    sakallarımı kesmekten yoruldum, her şey kendiliğinden uzuyor, sürekli bir şeyleri budamaktan yoruldum. kendimi kendi evimde ayakta kalmış gibi hissediyorum, davetsiz misafirlere gösterecek nezaketim kalmadı. birinin bana yer vermeyi akıl etmesini ummaktan yorulduğumda oturmak için kimseye rica minnet edecek değilim. bunu yapmam, rahatsız olduğum şey, oturacak konforlu bir yer bulamamak değil, herkesin kendi rahatına düşkün olması ve diğerlerini umursamaması. oysa biliyorum her zaman oturacak bir yer bulabilirim, bağdaş kurup yere oturabilirim, böylece rakım düşecek ve rahat koltuklarda oturanlar ev sahibinin atmosfer basıncını düşürmesine kayıtsız kalamayacaklar. ağırlığımı koyduğumda oluşacak girdap hepsini yerinden edecek, sonunda herkes yerinden olunca düşünmeye başlayacak.

    uyumaktan yoruldum, gördüğüm rüyaları hatırlayamıyorum, uyanmak için çok az bahanem var. ya acıktığım için yada işemem gerektiği için uyanıp yaşamaya devam ediyorum. tekrar uykum gelene kadar oyalandığım şeylerden o kadar bıktım ki uyanmaktanda yoruldum. yaşamak omuzlarımda taşıdığım bir yük gibi. ölmek için daha ne kadar yaşamam gerektiğini düşünmekten yoruldum.

    hayatı anlamlı kılan her şey tamamen anlamsız şeylerden oluşuyor. çok şey bilmek yaşam enerjinizi tüketiyor. bildiklerinle bir şey yapacak takatin kalmıyor. ilerlemek için çok hızlı koştum, öyleki benden başka herkes geride kaldı. geri dönüp onları daha hızlı koşmaya ikna edemem, burda durup bana yetişmelerinide bekleyemem. bitiş çizgisine varmak artık anlamsız, rakipsiz bir yarışın galibiyeti hiç bir şey ifade etmiyor. burdaki rakipsizlik onların geride kalmasından değil, ben onlarla yarışmak istemiyorum artık. yoruldum.

    yaşamaya katlanmak canımı acıtıyor. bedel ödemekten bıktım, karşılıksız bir şey talep etmiyorum ama hiç mi kimse ikramda bulunacak kadar cömert değil. yaşamak için ödeme yapmak istemiyorum, yaşamak gibi bir borcum mu var, ölümü satın almak için ödemem gereken bedel yaşamak mı? dünyevi zevkler karnımı doyurmuyor bitmeyen bu açlıktan yoruldum.

    zevkli olan bazı şeyler kısa sürmemeli, bir sigarayı söndürüp ötekini yakmaktan yoruldum. anlık mutluluklar yeni işkenceler için bünyeyi resetlemekten fazlası değil. mutluluğun peşinde koşmak istemiyorum, gelip beni bulacak güzel şeyleri beklemektende yoruldum.

    bir şey istemiyorum, eğer hayatın neşesi ve kederi adaletli bir şekilde dağıtılıyorsa payıma düşene razıyım. karnımın acıkması benim arzuladığım bir şey değil, arzulamaya mecbur olmaktanda yoruldum. söylemek istediklerim var ama içime atmaktan başka çarem yok. içine sıkıştığım kocaman dünyada oturacak bir yer bulamıyorum. yer kapmak değil, paylaşmak istiyorum, yer edinmediğim için paylaşacak bir yerimde yok. ayakta kalmak kötü değil, kimsenin beni umursamıyor olmasına üzülüyorum. iyiki oturacak bir yeriniz var ve kimseyle paylaşamayacak kadar dar geliyor size o yer.

    dünya ne ara balık istifi bir minibüse dönüştüde ben ayakta kaldım.
    6 ... the fool
  • the square

    2.
    maymun adam sekansı çok başarılı olan sanat filmi. postmodern sanata yönelik bir çok eleştiri olsada filmin ana teması güven problemi, filmin bir çok sahnesinde ya güvensiz davranıyor karakterler ya mecburen birbirine güveniyor yada güvenip aldatılıyor. karenin temsil ettiği şey bu güvenli ortam oluşturmak insanların birbirine güveneceği bir çerçeve oluşturmak, tabi bunlar benim yorumum.

    haksız yere suçlandığı için ailesinden özür dilenmesini isteyen çocuk için doğuyu temsil ediyor gibi yorumlar olsada bence davranışlarının sorumluluğunu kabullenmeyen insanın böylece diğer insanlarla arasında güven problemi oluşturduğunu anlatmak istediğini düşünüyorum. en başta hırsızı bulmak için polise gitmeyip kendi başına saçma bir yöntemle hırsızı bulmaya çalışması yani kendi kanunlarına göre hareket etmesi sonucu ortaya çıkan sorunları umursamayor, çocuğun gönderdiği mektubu okuduktan sonra çöpe atıyor, daha sonra çocuk kapıya dayanınca yaptığı şey yüzünden çocuğun ailesiyle güven prblemleri yaşayıp zor duruma düştüğünü anlayınca yağmur altında çöpleri karıştırıp çocuğun mektubunu aramaya başlıyor. daha sonra yüzleşerek özür dilemekten korktuğu için bir video çekmeye başlıyor, fakat daha sonra kendine olan güvenini toparlayıp yüz yüze görüşmeye gidiyor dahası kızlarıda onunla gelmek isteyince bunuda sorun etmeyip hep birlikte çocuktan özür dilemeye gidiyorlar. burda gördüğümüz şey yaptıklarıyla yüzleştikçe problemin kaynağı olduğunu gördükçe diğer insanlarla olan güven probleminin kendi payına düşen tarafını halledip kendi karesini oluşturmayı başardığını görmüş oluyoruz.

    reklam filmi olayında ise yine sorumsuz davranışlarıyla bu kareyi oluşturmamızı engelleyen etkenlere dikkat çekilmiş bence. reklamcıların sırf ticari amaçlar uğruna dikkat çekmek için güveni temsil eden karenin içinde küçük bir kızı patlatma fikri bana biraz, barışı sağlamak için daha çok savaşmalıyız, sözünü hatırlattı. reklamcıların düşüncesiz fikrini yine yeterince incelemeden sorumsuzca davranıp kabul eden müze müdürü güveni temsil eden kare adlı sanat eserini ve ona yüklediği anlamı kendi eliyle baltalamıştır. avm deki dilenciye alışveriş çantalarını emanet edecek kadar güveniyor ama birlikte olduğu kadına prezervatifini çöpe atması için dahi güvenemeyecek kadar kafası karışık birini temsil eden müze müdürü filmin sonuna doğru sorunlarıyla yüzleştikçe daha sağlıklı kararlar alıp kafasını toparlamaya başlıyor.
    2 ... the fool
  • star wars the last jedi

    57.
    star wars benim için her zaman b sınıfı vasat bir sci-fi serisiydi lotr gibi epik bir anlatıma, öyküye, derinliğe hiç bir zaman sahip olmadı. star warsı ayakta tutan iki şey vardı biri jedi felsefesi öteki karanlığı temsil eden sithler daha doğrusu dart vader. bu denli şişirilmesinin büyük bir fan kitlesine sahip olmasının en büyük nedeni türün ilk büyük prodüksiyonlu örneklerinden olması ve rahatça pazarlanabilmesi.

    last jedi episodu serinin en kötü halkasıydı bence zorlama espiriler bile beni çok gerdi izlerken, serinin tüm filmlerinde olay örgüsü tamamen aynı imparatorluk veya sithler isyancılara saldırmak üzeredir yada bir gezegeni yok edeceklerdir, yan karakterler buna bir çözüm bulmak için maceralara atılırlar, jediler ise jedi numaraları yaparak sağda solda vakit öldürüp film sonuna doğru ortaya çıkıp anti kahramanla final dövüşünü yapıp bitirirler filmi. hemen hemen her filmde aynı olay örgüsünü izlemekten cidden sıkıldım bu filmden sonra seriyi takip etmek vakit kaybından başka bir şey değil.
    -2 ... the fool
  • bilim insanı dindar olabilir mi

    13.
    bilimle uğraşmak için ateist olmak gerek, gibi bir önerme mi var?

    aslında var ve bu saçma önerme rönesansla birlikte ortaya çıkan materyalist bilim felsefesiyle oluşan bir algı ve hala sürüp gidiyor. malesef bilim ve teknoloji bu adamların tekelinde materyalizm veya ateizminde bu gelişmeye katkısı olmuştur çünkü ortaçağ klisesi otoritesini korumak için bilimin önüne hep taş koydu. rönesans ve reformlarla birlikte klisenin otoritesini yıkılınca özellikle sanat, tıp ve fizik alanında bir çok ilerleme kaydettiler.

    islam coğrafyasında bilimin gelişmemesi dine bağlanabilir mi? bu çok zorlama bir önerme olur çünkü anadolu ve ortadoğu cofrafyasında belirleyici etken din değil kültürdür. ekserisi göçebe yaşayan bu toplumlarda bilimin gelişmesi için, önce yerleşik hayata geçilmesi ve ticari faaliyetlerinde geliştirilmesi gerek. islamdan önce daha geniş hakimiyet alanları için savaşan bu toplumlar islamdan sonra fetih adı altında savaşmaya devam ettiler. türkler fetihten fetihe koşarken romalılar köklü bir medeniyetin üzerinde yaşıyorlardı. ortadoğuda hala tarım ve hayvancılık tek geçim kaynağıyken avrupada ticaret fazlasıyla gelişmişti. bu kültürel birikim ve ticari gelişmişlik sanatın ve bilimin yeşermesi için olmazsa olmaz şeyler.
    1 -1 ... the fool
  • pedofilinin en çok islam ülkelerinde olması

    49.
    karalamak istediğiniz bir kavramı kötü anlamlar barındıran kelimelerle aynı cümlede kulllanarak algı yaratmaya çalışmak, savunduğunuz değerlerin hiç biriyle örtüşmüyor umarım bunun farkındasınızdır.

    bu ülkelere müslümanlar çoğunlukta diye islam ülkesi deniyor. müslümanların yoğunlukta olduğu bir yerde işlenen her suç islama isnat edilemez. müslüman olduğunu söyleyen, öyle bilinen birinin işlediği suçlarda islama yüklenemez.

    şunu anlayın artık suç işleyen insanlar inançlı oldukları için suç işlemiyorlar yeterince inançlı olmadıkları için suç işliyorlar. hangi din kötülüğü emrediyor, insanların bir dine mensup olması onları kötülük yapmaktan tamamen men edecek diye bir şey yok aynı şekilde bir dine mensup olmak insanları kötülüğe aç halede getirmiyor. iradesi zayıf insan her türlü kötülüğü yapabilir bu bir irade meselesi, inanç zaten bu iradeyi kuvvetlendirmek için mevcut. suç isnat edilecek bir kurum değil.
    2 ... the fool
  • tanrıyı reddetmenin verdiği haz

    4.
    tanrıyı reddetmek?

    tanrının insana teklifi değil, öğüdü vardır ve bu insanın kendini kurtarmasına yönelik bir öğüttür. eğer teklif olsaydı kabul edenlerin ekstra bir şey yapması gerekmezdi. öğüt yol göstermek anlamına gelirken, teklif kabul edilmesi için öne sürülen bir fikir anlamına gelir. dolayısıyla tanrı reddedilemezdir, ancak yol göstericiliğine uyumamak gibi bir seçeneğiniz var. bir nasihate uymadığı için haz alan bir insan ancak ahmak olabilir.
    4 -1 ... the fool
  • türkiyeden filozof çıkmaması

    10.
    felsefeci ve filozof ayrımını yapamayan bir toplumun sorabileceği bir sorudur bu.

    kıyaslamak için batıdaki felsefe tarihi ve felsefi yaklaşımları geliştiren, tartışan ünlü felsefecileri filozof zannedip bunlardan neden ülkemizde yok diye soranların felsefeyle olan ilgileride ayrı bir tartışma konusudur. toplum olarak ilgisiz olduğumuz bir alandan şöhretli insanlar çıkmasını beklemek büyük bir çelişkidir.

    bu ülkede bir yerlerde hakikatlerin bilgisine ulaşmaya çalışan gerçek manada filozoflar olabilir bunu bilemeyiz. gerçek manada filozof olan biri, hemen tv showlarına çıkıp fikirlerini tartışıp sükse yapacak ve heppimiz oturup onu dinleyecekmişiz gibi bir algı var sanırım. o filozofların işi değil onu yapan felsefe tarihiyle ilgili master yapıp bir şeyler ezberledikten sonra akademik ünvanlarının verdiği gazla tartışmadan tartışmaya koşup tvlerde boy göstermeyi seven adamların işi. siz bu felsefecilerin filozof olduklarını da düşünüyor -pardon düşünmek size göre değil- sanıyor olabilirsiniz.
    ... the fool
  • iç güzellik mi dış güzellik mi sorunsalı

    103.
    *iç güzellik algımız, fiziken üstün bir güzellik taşımayan kadınlarda canayakın bir yön aramak iken, dış güzellik algımız ise orantılı ve estetik yüz hatlarına sahip kadınları çekici bulmaktır.

    *estetik olana bağlanmak dürtüsel iken, estetik olmayanla kurulan bağ iletişime ve paylaşıma dayanır.

    *güzel birine bağlanmak için onu tanımaya gerek yoktur, sadece bir resim dahi aklınızı başınızdan almaya yeter.

    *estetik açıdan çekici olmayan biriyle, iletişim kurmadan ve ortak paydalar bulmadan bağ kurmak çok zordur.

    *eğer güzel veya yakışıklıysanız çekici olmak için ekstra bir özelliğe ihtiyaç duymazsınız. güzelliğin yetersiz kaldığı yerde daha güzel olmak, en güzel olmak için rekabete girilmiş demektir. eğer başka bir yeteneğiniz yoksa güzel olmanıza rağmen daha çok makyaj yapmaya, süslü kıyafetlere ve kişisel bakıma yüklenirsiniz.

    *eğer çekici bir güzelliğe sahip değilseniz dikkat çekmek için farklı yetenekler geliştirmeye yönelirsiniz. eğer fiziksel estetiğiniz sönükse bir şekilde ben buradayım demek için başka bir yönteme ihtiyaç duyarız.

    peki neden?

    *hayvanlar aleminde de bu durumun aynısını görebiliriz. çiftleşme dürtüsüyle kur yapan erkekler ve dişiler bir şeyler sergilemek zorundadırlar. eğer bir dişi çekiciyse ekstra bir şey yapmaya ihtiyacı yoktur ama değilse erkeklerin ilgisini çekmek için sesler çıkarır, danslar eder vs erkeklerde buna karşılık bir şeyler sergiler. bütün bunlar çiftleşmek içindir.

    *insanlar alemine baktığımızda güzel kadın doğal bir afrodizyak iken, güzel olmayan kadın cinsel açıdan yeterince uyarıcı bulunmaz. iç güzellik uyarıcı değildir.

    *eğer bir yerde iç güzellik mi yoksa dış güzellik mi diye bir soru varsa orda anlaşılması gereken bazı şeyler var demektir.

    *kadın erkek ilişkileri tamamen sex üzerine kurulu değildir. bu sorunsalı ortaya çıkaran algı kesinlikle bu sanrıya dayanıyor.

    *asıl sorun şu; her gördüğünde seni sadece azdırabilen birini mi istiyorsun yoksa hayatını birlikte geçirebileceğin, anlaşabileceğin birini mi arıyorsun? ilk cümleyi kadınlar için, sana her istediğini alabilecek birini mi istiyorsun, şeklinde değiştirebiliriz.

    *iki insanı bir araya getiren şey sadece sex ise yada aşk adı altında sex ise, bu durum ileride bir çok sorunuda beraberinde getirir. çünkü hormonlarınızın kontrolündeyken karşınızdakini sağlıklı bir şekilde tanıma olasılığınız çok düşüktür.

    *insanlar, hayvanlar gibi hayatlarını yiyip içip çiftleşmekle geçirmezler, sosyal varlıklardırlar aynı zamanda. birbirileriyle anlaşamadıklarında hayatı birbirilerine zehir edebilirler.

    *hayatınızı birlikte geçirmek istediğiniz bir insanda aramanız gereken özellik iç veya dış güzelliği değil, ne kadar çirkinleşebileceği olmalıdır.

    *önemli olan bir insanın öfkelendiğinde kendine ne kadar hakim olabildiği, sevdiği zaman ne kadar dengeli davranabildiği, ne kadar hırslı, ne kadar irade sahibi, ne kadar baskıcı olduğuyla ilgili bir fikriniz olmalı. güzel dediğiniz kadın, en ufak bir sorun karşısında size ihanet edebilir, içi güzel dediğiniz kadın sizden faydalanmaya çalışabilir. iç veya dış güzelliklerin hepsi yanıltıcı veya göstermelik olabilir.

    *ideal olan tutum ise herkese bir şans tanıyıp, karşınızdaki insanı tanımaya çalışmaktır. insanlardan emin olmak için körükörüne güvenmek yerine onları küçük testlere tabi tutmanız size çok yardımcı olacaktır.

    *her insanın kendine göre zaafları ve kusurları illaki vardır bunları keşfedip, artılarını eksilerini değerlendirip vardığınız sonucu kabullenmeden sağlıklı bir ilişki kuramazsınız.

    *eğer seçim yapmak konusunda kontrollü davranmayı istiyorsanız en ince detayına kadar düşünmelisiniz. eğer dürtülerinize güvenecekseniz de en başından iç mi, dış mı diye sorgulamayacak her şeyi akışına bırakıp sonuçlarınada katlanacaksınız.
    7 -1 ... the fool
  • islamın hükümlerinin güncellenmesi gerek

    113.
    güncelleme bir değiştirmedir, hükümleri ancak hükümdarlar yani hüküm koyma yetkisi olanlar değiştirebilir. islamın hükümleri ise doğrudan Allah tarafından peygamber aracılığıyla gönderilen kitapta açıkça ifade edilmiştir.

    islam dininin hükümlerini güncellemeye Allahtan başka kimsenin yetkisi olamaz. islam dininde içtihat diye bir olay vardır ki bu da zamanla gelişen dünya şartlarına göre kuranda herhangi bir hükme bağlanmayan durumların dine uygun olup olmadığı konusunda kuran'a sünnete ve ulemanın görüşlerine dayanarak bir hüküm vermektir bunada fetva denir.

    misal bundan 1400 yıl önce estetik yaptırmak diye bir şey yoktu ama günümüzde bu mümkün ve bir müslüman estetik yaptırmanın dinen caiz olup olmadığını merak ediyor ve işin ehli olanlarda bu soruna, dine uygun düşecek bir fetva veriyor. siz bu fetvaya uyarsınız uymazsınız o sizin tercihiniz. fetva, esas bir dini hüküm değil, ulemanın görüşüdür sadece. burdaki sorun ulemanın belirttiği görüşlerde değil, halkın fetvaları esas bir dini hüküm gibi kabullenip benimsemesinden kaynaklanıyor. aynı konu için diyanet işleri başka bir hüküm verebilirken atıyorum mısırdaki ulema başka bir görüş sunabilir. yeterince duyarlı biri fetvanın nelere dayandırılarak verildiğini sorgulayıp ona göre bir yol izleyebilir. insanlarımızın sorunları karşısındaki ilgisizlikleri ve hazıra konmak istemeleri fetva konusunda her zaman sorunlar doğurmuştur. günümüzde islami çalışmalar yapan herkes fetva verebiliyor bunu engelleyemeyiz esas alınması gereken bir otorite varsa o da diyanet işleri olmalı. her halükarda fetvanın dayanakları sorgulanmalıdır.

    gelelim islami hükümlerin güncellenmesi gerektiğini iddia edenlere, bu ılımlı islam politikasının hedeflerinden biridir. bunu yapmak isteyenlerinde islamı tekeline almaktan başka bir şey istediklerini sanmıyorum. dini istismar edip kullanan, bundan çıkar sağlayanlar bazı noktalarda dinin onların yapmak istediklerini engellediğini görmüş olacaklar ki "biraz daha esnetelim şu dini yoksa mevcut dine göre ilk cehenneme gidecekler biziz gibi görünüyor böyle olmaz güncelleyelim" gibi bir telaşa düştüler galiba. yüz yıllardır herkes kafasına göre fetva veriyor kimse fetvalara dayanarak absürt uygulamalara girişip islamın dışına çıkmışta değil. kendine müslüman diyen bazı sapkın fırkalar ve şarlatanlar her zaman olmuştur ve islam adı altında saçma sapan şeyler ortaya atıp müslümanları kandırmışlardır bu ayrı bir konu. islamın hükümlerinin üç beş kişi kafasına göre fetva vermiş diye değiştirmeye çalışmak bambaşka bir şey.

    bir dine mensupsanız ama o dine uygun yaşayamıyorsanız, dinden çıkın olsun bitsin ama dine uyamıyor dinsizde yapamıyorsanız o dini kendinize uydurmaya çalışmak güncellemeye falan kalkışmak... bilemiyorum yorum sizin.
    2 ... the fool
  • evli bir erkeğe aşık olmak

    128.
    ya şu evli bir adamla cinselleşmek isteme olayını aşk diye satmasak artık. aşkla sexi çok fena karıştırıyo bu millet.
    2 -1 ... the fool
  • ayı saldırınca yapılması gerekenler

    107.
    kule altına çekilip minyon gelmesini bekleyin minyonlarla beraber ayıya yaklaşıp iki düz vuruş yaptıktan sonra önce 2.skilli basıp stunlayın sersemleyen ayıya iki düz vuruş daha yaptıktan sonra 1.skillinizide basıp canını yarıya indirin korkup kendi kulesine doğru kaçmaya çalışmadan kovalayıp kafasına ultiyi basın. eğer bluenuz varsa ayıyı kesebilirsiniz yoksa şayet ayı tank olduğu için minik bi canla kendi kulesine doğru kaçıp kurtulabilir.
    -1 ... the fool
  • yeni şeyler getiriyorum